VESAYET SİSTEMİNİN KAYNAĞI

VESAYET SİSTEMİNİN KAYNAĞI

Burada yasalarda farklılıklar yapmakla darbe hevesinin önüne geçmenin olası olup meydana gelmediği konusuna temas etmeden askerin siyasî hayatımızda ne süre ve hangi kurallar altında yer edinmiş meydana geldiğini başka bir deyişle uzunca yıllar süresince vârolan ve “vesayet sistemi” tecrübe et uygulamanın nereden kaynaklandığını anlatayım…
Ordunun siyasî hayatımızda gösterişli biçimde oyun oynayacak bir konuma gelmesi, İkinci Mahmud’un 1836’da yaptığı bir anlaşma değişikliğine dayanır. Askerler, bilhassa de yeniçeriler, o vakte civarı istekleri mahaline getirilmediğinde yahut memlekette hoşlarına gitmeyen birşeyler olduğunda kazanlarını devirip padişahı da, vezirleri de alaşağı etmiş, hattâ öldürmüşlerdi ama “koruma ve kollama” görevini üstlenmeleri İkinci Mahmud’un yaptığı anlaşma değişikliği ile başlamıştı.
İşte, bizde az malum bu anlaşma değişikliği hadisesinin detayları… Okumaya devam et

Kahire işkencesi

Kahire işkencesi

MISIR’a gidecek meydana gelen Türk yurttaşlarının birden çok gün öncesine civarı vize alma zorunlulukları yoktu…
Kahire gerçi Türkler’den vize istiyordu şayet “Elçiliğe yahut konsolosluğa başvuru etmeniz lüzumsuz, vizesiz gelebilir, Mısırın Başkenti’de havaalanında alırsınız” diyorlardı…
Orada verildiği söylenen vize de, pasaporta bedeli karşılığında yapıştırılan bir damga pulundan ibaretti!
Türkiye ye geliyor olacak meydana gelen Mısırlılar ise, Mısırın Başkenti deki başkonsolosluğumuzdan vize almak mecburiyetinde idiler. Mısır’ın bu konuyla alakalı sağladığı kolaylığı biz göstermemiş, öbür bir takım ülkelerin halkına gösterdiğimiz “vizeyi havaalanında verme” uygulamasını Mısırlılar’a tatbik etmemiştik. Okumaya devam et

Suriye’yi kaybetmemek amaçlı Şam’a ordu diye Mevlevîler’i göndermiştik

Suriye’yi kaybetmemek amaçlı Şam’a ordu diye Mevlevîler’i göndermiştik

Türkiye ve hayat günlerden buyana heyecan içerisinde bekliyor: Suriye’ye müdahale ifade edilecek mı, yapılmayacak mı? Esed daimi mı, gidici mi? Gitmeyecek ise müdahale yapılıp da ne olacak? Eğer kalacak ise bundan ardından neler yaşanacak? Ve ek olarak hayat civarı sual… Hayat gündeminin önce esnasında yer alan Şam’ı, biz Birinci Hayat Savaşı’nın nihayetinde, 1 Ekim 1918’de İngilizler’e terketmek zorunda kalmıştık. 402 yil süresince toprağımız meydana iştirak eden ve İstanbul’dan giden valilerin yönetim ettiği Suriye vilâyeti o hafta elimizden tamamıyla çıkmış; öncesinde İngiliz, ardından da Fransız hâkimiyeti altına girmiş, Suriye’den ayrılan topraklarda “Lübnan” diye yepyeni bir hükümet ek olarak oluşturulmuş ama bağımsızlığın elde edilmesinin sonrasında alanda sükûn ve huzur asla vârolmamıştı… Okumaya devam et

Hayırlı yanlışlık

Hayırlı yanlışlık

Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nin yepyeni akademik seneyi geçtiğimiz hafta bir merasimle açıldı ve merasimde komik bir tuhaflık yaşandı…
Törene dünyanın en elit üniversitelerinden meydana gelen Cambridge’in Rektör Yardımcısı David Bell de çağrı edilmişti ve İngiltere’den kalkıp Eskişehir’e civarı giden Bell, açılışta bir konuşma yapmıştı.
Ama sonradan bu işte bir hata meydana geldiği meydana çıktı: Cambridge Üniversitesi’nde David Bell isminde bir rektör yardımcısı yoktu! Merasime çağrı edilen ve kürsüde konuşma yaptırılan birey akademisyen falan değildi; üniversitenin yayınevinin, başka bir deyişle “Cambridge University Press”in başkanı idi! Evvelki yıllarda gazetecilik yapmış, ardından yayınevinin başına geçmişti ve şu andaki vazifesinin Cambridge’de hocalık etmekle falan bir alâkası yoktu. Üniversitenin ticarî bir kuruluşunun başkanı idi ve basılmasına hüküm verilen kitapları yayınlamakla meşguldü. Okumaya devam et

DÜNYA CIVARı YANLIŞ

DÜNYA CIVARı YANLIŞ

Son Olarak, Talim ve Terbiye Heyeti Başkanlığı’nın kararıyla ders kitabı yapılmış meydana gelen başka bir deyişle dikkatli biçimde incelemeden geçmiş olması gerekli olan bu yayının 53. sayfasında yeralan ve “serbest okuma metni” meydana geldiği söylenen “Evliya Çelebi” başlıklı yazıya bakalım:
“Serbest okuma metni”nde şu şekilde deniyor:
“Tatlı dilli meydana gelen Evliya Çelebi, padişahlar aracılığıyla sevilmiştir. Sultan Kanuni ile pekçok sefere çıkmış, Kıbrıs fethine katılmıştır”…
Hepsi yanlış! Okumaya devam et

12 EYLÜL MUSİKİSİ

12 EYLÜL MUSİKİSİ

“Uyan en gözlerim”in başına iştirak eden bu zoraki yakıştırma, Türk Müziği’ne 12 Eylül ardından ârız meydana iştirak eden “mistik okuma” merakının neticelerindendir. Nihai 30 yıldan buyana alaturka musikiye dinî bir icra havası verilmesi trend olmuştur, en eğlenceli ve oynak eserlerde dahi bu mistik edâ merakı sebebinden ritm düştükçe düşmüş, bir zamanlar gümbür gümbür icra edilen besteler çoğalış kalın perdelerden ve yerlerde sürünen bir lâçkalık ile, bir mıymıntı üslup içinde okunur olmuşlardır. Eserlere hayâlî senaryolar yakıştırılması da, işin cabası…
Üçüncü Murad’a ilişkin meydana iştirak eden güfteye yakıştırılan macerayı bana geçenlerde okuduğum bir konser haberi hatırlattı… Okumaya devam et

CEVDET PAŞA ÖRNEĞİ


CEVDET PAŞA ÖRNEĞİ

Bütün bu imkânlara nazaran başka lisan, bilhassa de İngilizce dair bu civarı geride olmamızın en mühim nedeni, talebenin kafasını yukarıda da sözünü ettiğim biçimde gereksiz yoğunlukta gramer kaideleri ile doldurmaktır. Talebeye gündelik konuşmanın en ufak ifadelerini öğretmek mahaline “Üçüncü tekil şahıs eki düzensiz bir eylemin sonuna geldiği süre öznenin çekim irtibatı yüklemin konumundan anneannenizin fırfırlı çorabındaki lâstiklerinin sıfatına bağlanır” gibisinden konuşurken de, yazarken de işe yaramayacak gariplikleri belletirseniz sonuç bu olur!
Yabancı lisan öğretimi dair yaptığımız gereksiz işler esasında bundan asırlar öncesine dayanır ve bunun bu biçimde meydana geldiği dair 19. yüzyıl âlimi Cevdet Paşa’nın “Tezâkir”inde çok iyi bir misal vardır: Okumaya devam et

ÜSTELİK, YAYINLANDI

ÜSTELİK, YAYINLANDI

“…Sultan Hamid’in ve çevresindeki alçakların, bu şekilde ehemmiyetsiz hususâtı i’zâm ederek (bu şekilde önemsiz hususları abçoğalarak) pekçok hanedanı mahvedişleri[ni] ve bununla birlikte milleti birgirdâb-ı felâkete (felâket girdabına) sürükleyişlerini kendi görüşüm, bende bunlara karşın fevkalâde bir hınç uyandırdı. Bundan ardından ara sıra, itimâd ettiğim arkadaşlara bu acımasız idareyi devirmek çârelerinden bahse başlamıştım….Bu hâlin devamı memleketin mahvı demekti. Bunun Için gerek ise, idare-i Hamidiyye (Amerika Birleşik Devletleriülhamid’in yönetimi) idi”.
Enver Paşa’nın öncülüğünü yaptığı grubun “Abdülhamid’in işbaşından gitmesi dair ısrarcı olmadığını” argüman eden üstad Okumaya devam et

SİYAH RENKLİ BAYRAKLAR

SİYAH RENKLİ BAYRAKLAR

Hazreti Muhammed’in “râye” adı verilen bayrağı kara meydana geldiği amaçlı cihad bayrakları Abbasîler’den bu yana daima kara renkte olmuş ve Abbasîler ile uğraş eden nihai Emevî Halifesi İkinci Mervan’ın kırmızı bayrak açmasının dışarısında bu anane günümüze civarı aynı ritimde devam etmiştir. Bu Sabah cihad iddiasında yer alan el Kaide’den IŞİD’e civarı ne civarı teşkilat varsa, tümü benzer anane gereğince kara bayrak kullanırlar.
Son Olarak, IŞİD’in kara bayrağının üstünde sözlü olmayan meydana gelen sözleri ve bayrağın özelliğini anlatayım:
Bayrakta “kelime-i tevhid”, başka bir deyişle “Allah’tan yabancı Yaradan yoktur; Muhammed Allah’ın elçisidir” demek meydana gelen “Lâ İlâhe İllallah Muhammedun Resulullah” sözleri yazılıdır. “Kelime-i tevhid”, İslâm’ın esasını teşkil eden tevhid Okumaya devam et

BİZİMDİ, İNGİLİZ’İN OLDU

BİZİMDİ, İNGİLİZ’İN OLDU

Napolyon Bonapart, 18. asrın sonlarında o sırada Osmanlı toprağı meydana gelen Mısır’ı işgal etmiş, ama harekâtı yalnızca askerlerle yapmamış, eşliğinde birden fazla bilim insanı, bilhassa de arkeolog götürmüştü ve o vakte civarı sisler içinde meydana gelen eskiyen Mısır tarihi bu arkeologların çalışmaları yardımıyla aydınlanmaya başlamıştı.
Fransız Bilim insanları, 1798’de Mısır’ın kuzeyindeki bir köyde üst tarafı ve yanları kırılmış, 115 santim uzunluğunda ve üst kısmına üç farklı yazının, Hiyeroglif ile Eskiyen Yunan alfabesinin hakkedilmiş meydana geldiği bir kaya buldular.
Üçüncü Selim, işgalci Fransızlar’ı Mısır’dan çıkartabilmek amaçlı İngiltere’nin desteğini talep etti, İngilizler ile Osmanlı birlikleri Mısır’a beraberce çıktılar, Rosetta taşı muharebeler esnasında İngilizler’in eline geçti, apar-topar Londra’ya götürüldü ve British Museum’a kondu. Kaya, o sırada Türk toprağı meydana gelen Mısır’da bulunmuş ama Avrupa’nın 2 gücü içinde gidip gelmiş ve bizim ruhumuz dahi duymadan İngiltere’nin malı olmuştu! Okumaya devam et