Beyaz mal, beyaz parti laiklik standartlarında buluştu

Beyaz mal, beyaz parti laiklik standartlarında buluştu

Anneler Bugünü vesilesiyle yapılmış olan reklamların içerisinde iki beyaz mal markasının reklamı öne çıkıyordu. Tür tür kadın vardı bu reklamlarda, hepsinin Anne Adaylarımız Bugünü kutlanıyordu. Bir tek başörtülü kadın yoktu.
Sanırsınız, kadın başörtülü ise haneye bulaşık makinesi, buzdolabı,tost makinesi, blender girmiyor. Girdiğini onlar da biliyor. Ancak başörtülü bir kadına, anneliğinden bahisle dahi olsa “Gözümün bebeği, kalbimin çiçeği, yaşamın anlamısın” benzeri yüceltici sözleri sarf etmek zor geliyor arkadaşlara. Beyaz mal dahi olsa tespit edecek bir laiklik çıtasını yakalamak gerekli ki beyaz Türk yüksünmesin. Zira nasıl olsa onlar daha bir sürü alım satım yapıyor!
Ama bir dakika! Hani İslami burjuvazi vardı, bir sürü alım satım yapıyorlardı? Başörtülü bayanlar altlarına cip çekiyorlardı da villalarda oturuyorlardı? Burada bir ikilem yok mu? Kapitalizm dediğin, kaz geliyor olacak yerden Okumaya devam et

Kamikaze ve harakiri

Kamikaze ve harakiri

YALÇIN Akdoğan’ın Yasin Doğan mahlasıyla yazdığı Yepyeni Şafak’ın “Bu oyun bozulur” başlığıyla manşete çektiği makalede, meydana gelen son hükümet krizine anlam arama cihetinden bir sürü mühim, ama hem de şaka benzeri bir anlam koltuk almaktaydı: “Savcıyla polisin arasına Ergenekon sızmış olabilmektedir.” Diğer taraftan bu tartışmada savcı-polis hattında duranlar da MİT’in KCK’yı hemen hemen yönettiğini, MİT’te bunu yapan ekibin Hakan Fidan’ı bunun için göz yummaya itecek belgelere, örnek Oslo müzakereleriyle alakalı yayınlanmayan kayıtlara sahip meydana geldiğini, dolayısıyla Fidan’ın elde edildiğini ima eden bir söyleme sahipler. “Nedir MİT’teki o damarın mahreci?”diye sorsanız alacağınız yanıt belli: Ergenekon. Bu skalanın en ucundan “AK PARTI, Ergenekon ile işbirliği yaptı” halinde bir siyah propaganda malzemesi de çıkabiliyor. İyi ki bir Ergenekonumuz var. Hakikati bir muz benzeri soyup meydana Okumaya devam et

Suriye’de pişen Ülkemiz’ye düşer

Suriye’de pişen Ülkemiz’ye düşer

Saldırı, Erdoğan ile Putin arasındaki müzakereler sürerken meydana geldi. Bu zamanlama, iki yakın ülkenin Suriye ile ilgili yapıcı ve mantıklı bir hüküm alma olasılığının da berhava meydana gelmesine sebep oldu. Davud Racehi, Asıf Şefket ve Hasan Türkmeni’nin öldürülmesi, yeryüzünde da anında hemen “olumlu” reaksiyonlar aldı. Acaba bu tatminin arka tasarısı, ilahi adaletin vicdanları sağalttığı yolunda temel bir izahla geçiştirilebilir mi? Batı ittifakı âlemi bu olaya “terör eylemi” muamelesi yapmadı; yasal savunma amaçlı tabanca kullanmış meydana gelen Filistinli, Gazzeli adamlara “terörist” yaftası asarken bir sürü da heveslilerdi halbuki. Saldırıyla birlikte sorumlular içinde Türk istihbaratının ismin geçmesini hakikaten esef veren bir fırsatçılık olarak gördüm. Nitekim, bir sürü az bir zaman hemen ardından MOSSAD’ın adı zikredilmeye başlandı. Burada İsrail, Golan Tepeleri’ni geriye almak amaçlı ya da Okumaya devam et

Paralel sorular

Paralel sorular

BİR ülkenin cumhurbaşkanımız dahi “paralel yapı”diye bir oluşumun varlığından bahsediyorsa bu yalnızca olağan insanlar amaçlı değil o ülkenin kani önderleri amaçlı de bağlayıcı bir saptama olabilir. O takdirde “Erdoğan berbat ama Gül iyi”ekürisinin her “paralel yapı”diyene halen komplocu diyebilmeleri belli bir süre müstehcen olmuyor mu?
Hizmet hareketinin gözbebeği meydana gelen mevkutelerde yazıp çizen arkadaşlara bakıyorum. Dara düştüklerinde “Böyle bir mimari varsa elbette devlet gereğini yapmalı”diyorlar. “Böyle bir mimari varsa dahi Hizmet hareketi ile uzaktan yakından alakası yoktur”diyorlar. Ama ardından bakıyoruz, zabıta ve savcılarla alakalı koltuk değiştirme ve tayinlerden bahisle “kıyım”ifadesini kullanıyorlar. Yasaların devlete devlet edene verdiği yönetimsel tasarruf hakkını tanımıyor, “varsa…” dedikleri ve çoğunlukla “yoktur” dedikleri yapıyı iştahla savunuyorlar. Tuhaf olmuyor mu? Okumaya devam et

Bırakılmayan Yakup YAKUP Köse, 28 Şubat’ta gözaltına alınıp idamla yargılandığında 14 yaşındaydı. Yaşı minik meydana geldiği amaçlı cezası öncesinde 16 sene 8 aya, ardından 9 seneye çevrildi. Gençliği cezaevinde geçti, cezasını çekip çıktı, ama mahkemeler onu bir de Bandırma Cezaevi’nde yer aldığı sırada kaldığı koğuşa yapılmış olan Noel Baba operasyonundan dolayı, isyana karışmak, güvenlik güçlerine mukavemet, mala kayıp sunmak benzeri suçlardan yargılamaya hüküm verdi. İşin garibi, Yakup bu gibi bir suçtan yargılandığını 28 Şubat’ta ihlal edilen haklarını aramak için atılım yaptığı sırada tesadüfen öğrendi. Uğradığı mağduriyet bilhassa AK Parti’ye yakın etraflarda makes bulabildiği amaçlı olsa sebep, Yakup ve dava dostları, 25 Aralık’ta inşa edilmesi tasarılanan darbe teşebbüsü suya düştüğünde anımsanan önce adlar oldular. Yargıtay cezalarını onadı. Yine yargılama beklentisi hukuka ters olarak reddedilmişti. AYM, dosyanın öbür maznunlarından bazılarının ferdi müracaat taleplerini dahi kabul etmedi. Yakup’unki sırasını bekliyordu. Eğer müracaatı incelenseydi, cezanın infazı duracak, sivil zabıta aracılığıyla tam 14 Aralık’ta “Biz senin Cumhurbaşkanı’nı da Başbakan’ını da tanımayız” benzeri ilginç sözler beraberinde belediye otobüsünden indirilip kargatulumba götürülmeyecekti.

Bırakılmayan Yakup

YAKUP Köse, 28 Şubat’ta gözaltına alınıp idamla yargılandığında 14 yaşındaydı. Yaşı minik meydana geldiği amaçlı cezası öncesinde 16 sene 8 aya, ardından 9 seneye çevrildi. Gençliği cezaevinde geçti, cezasını çekip çıktı, ama mahkemeler onu bir de Bandırma Cezaevi’nde yer aldığı sırada kaldığı koğuşa yapılmış olan Noel Baba operasyonundan dolayı, isyana karışmak, güvenlik güçlerine mukavemet, mala kayıp sunmak benzeri suçlardan yargılamaya hüküm verdi. İşin garibi, Yakup bu gibi bir suçtan yargılandığını 28 Şubat’ta ihlal edilen haklarını aramak için atılım yaptığı sırada tesadüfen öğrendi.
Uğradığı mağduriyet bilhassa AK Parti’ye yakın etraflarda makes bulabildiği amaçlı olsa sebep, Yakup ve dava dostları, 25 Aralık’ta inşa edilmesi tasarılanan darbe teşebbüsü suya düştüğünde anımsanan önce adlar oldular. Okumaya devam et

Kendi kendisini ötekileştirenle empati yapılabilir mi

Kendi kendisini ötekileştirenle empati yapılabilir mi

SİYASETİN bir ülkedeki kutuplaşmayı bertaraf edici yollar seçmesini bekleyebiliriz. Şayet bu kutuplaşmanın yepyeni meydana geldiğini, hükümetin yapıp ettikleriyle meydana çıktığını ifade etmek hata olabilir. Kanımca şimdilerde yaşadığımız yalnızca, var meydana gelen kutuplaşmanın yüzeye çıktığı gerçeğidir. Önceden farkı ise kendisini liberal olarak tanımlayan bazılarının da bu kutbun ana omurgası meydana gelen ulusalcı-laikçi gruba katılmış olmasıdır. Fakat ana omurgayı oluşturanların rahatsızlıkları hiç de yepyeni değil.
Bakın basın mensubu Fatih Vural’ın hazırladığı “Geriye Bakmak Yok” isimli Can Paker biyografisinde enteresan anekdotlar var. Bir kısımda kendisini Türkiye’nin seçkinleri olarak görenlerin, artık kıtır meydana gelen iktidar etrafı ile ilgili, Cumhurbaşkanımız ve eşi ile ilgili ne düşündükleri de alıntılanmış. Yaşı 25-40 aralarında Okumaya devam et

Her birşey 2003’te başladı

Her birşey 2003’te başladı

OBAMA diyor ki: “Sizin işinizi biz yapmayacağız.”Irak problemi bizzat çözmeli, uzlaşmalı diyor, topu Maliki’ye atıyor. Haklı da, zira bu sabah dehşetengiz IŞİD’in isimiyle hatıralan Sünni grupların başkaldırı etmesinin arkasında yatan en basit ne sebeple, Maliki’nin berbat yönetmesi. Sünnilere ayrımcılık uygulaması. Şayet bizzat kendilerini rahatlatmasınlar.
Irak’ın millet temelli siyasal sistemden çıkarılıp politikada var olma dinamiğinin mezhep eksenine yönelik yine tanzim edilmesi, tam anlamıyla Amerikan eseri.
Her birşey 2003’te Irak işgaliyle başladı. Natürel olarak direniş başı gösterdi. Direnenler aralarında Şii de vardı Sünni de. Bu Sabah şayet “El Kural, IŞİD civarı mezhepçi değildi”denilebiliyorsa bunun sebebi, yakın tarihte alanda o civarı kritik bir mezhep ayrışması olmamasıydı. Okumaya devam et

MILLIYETÇI HAREKET PARTISI’nin tercih beyannamesi üzerine

MILLIYETÇI HAREKET PARTISI’nin tercih beyannamesi üzerine

MHP tercih beyannamesi izahını sona bırakarak bir takım avantajlar ele geçirmiş, rakiplerinin aldığı tenkitlere bakıp hazırlık inşa etme talihi yakalamış. MILLIYETÇI HAREKET PARTISI de aynı CUMHURIYET HALK PARTISI benzeri uygun fiyat vaatlerin öne çıktığı bir beyanname hazırlamış, ama CUMHURIYET HALK PARTISI ya da HDP benzeri vaatler dair “uçuşa geçme” yöntemini tercih etmemiş. Çiftçilerin desteklenmesi amaçlı motorin 1 TL 75 kuruş olacak örnek. 1 TL 50 kuruş değil. Birey başına düşen ulusal geliri 13.3 bin dolara çıkarmayı vaat etmiş MILLIYETÇI HAREKET PARTISI. 13.4 bin değil. Uygun Fiyat büyüme amaçlı 5.2, istihdam amaçlı 29.9’luk bir büyüme sözü verilmiş. Küsuratı haiz rakamlar bol keseden değil, belli bir hesap ve çözümleme sonucu olarak ele geçirilen rakamlar oldukları amaçlı öyledirler ya da bu gibi bir idrak oluşturması istendiği amaçlı oyun alanı/sahne alırlar. MILLIYETÇI HAREKET PARTISI’ninki hangisi bilmiyoruz, ama sıkı amaç uyandırdığı kesin. Okumaya devam et

Vicdanı sömürgeleştirilmiş

Vicdanı sömürgeleştirilmiş

100 akademisyen birleşmiş, “Sayın Merkel, Türkiye’ye gelmeyin” demeye getirmişler. “Gelip de Erdoğan’ı ve Davutoğlu’nu taltif etmeyin” diye, öyle ki yalvarmışlar.
AB anlaşması, AB azasi ülkenin AB değerlerini yalnızca AB’ye üye devletlerde değil bütün yeryüzünde muhafaza etmesini gerektirirmiş. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Başbakan Davutoğlu, devlet ve AK PARTI üyeleri AB değerlerini açıkça ihlal ederlerken Sayın Merkel’in bu şekilde bir ziyaret yapmasını yadırgarlarmış.
Türkiye’de devlet, AB’nin “tek salt birey hakkı”olarak gördüğü hayat hakkını garanti altına almıyormuş.Türkiye’de devlet ırk, inanç, etnik orijin ve cinsiyet ayrımcılığı yapmaktaymış. O yüzden gelmesinmiş Merkel. Okumaya devam et

Karşıt Görüşlü, muarız, düşman

Karşıt Görüşlü, muarız, düşman

Ülkenin göbeğinde patlayan bombalardan ardından meydana iştirak eden en acı imaj Hukuki Tıp Müessesesi önünde bekleyenlerin verdiği fotoğraftı. Durumu netleşmemiş bir takım kayıplar vardı ki; aileleri yakınlarının ismi, parçalanmış cesetlerin kimliğini tanı eden Hukuki Tıp Müessesesi’ndan mı okunacak, yoksa saldırı sonrasında iştirak eden yaralıları apar topar operasyona alan sağlık kurumu aracılığıyla mı okunacak diye iki mekân aralarında mekik dokuyordu.
Allah şehitlerimize binlerce kere rahmet etsin, bizi gücümüzün üstünde belalarla test etmesin. Dualarımız, dileklerimiz bu yönde.
Yaşananlar tekrar yaşanmasın ve yaşanmasında devletin, güvenlik bürokrasisinin de yanlışları varsa tabiki şunlar Okumaya devam et