Dikkat faşist reaksiyon geliyor

Dikkat faşist reaksiyon geliyor

CHP İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler’in TÜRKIYE BÜYÜK MILLET MECLISI kürsüsünden ettiği sözler tartışılıyor. Benim Düşünceme Göre sözlerinin manası bir sürü netti, şayet bir sürü farklı açıklar da yapıldı.
Ancak kimse onun bu çıkışının yalnızca ferdi bir reaksiyon olup olmadığını sormadı, “Acaba bu çıkma Ülkemiz’de oluşmaya başlayan ve dipten dibe kaynayan bir katı ulusalcı reaksiyon hareketinin yalnızca bir parçası mıydı?” diye heyecan da etmedi.
Aslında sorulması gerekli olan sual buydu. Zira benim düşünceme göre bir sonraki senelerde Ülkemiz tarafından hakikat tehlike, faşizm hududunda oynayacak civarı katı meydana gelen ulusalcı reaksiyondan gelecek.
Bu damar CUMHURIYET HALK PARTISI içerisinde var. MILLIYETÇI HAREKET PARTISI içerisinde gayet elbette ki var, AK Parti de bundan muaf değil. Şayet toplumda ulusalcı reaksiyon büyürse, bu politikler bizzat partilerinden sıyrılıp faşizm hududunda Okumaya devam et

11 Eylül ve Wikileaks

11 Eylül ve Wikileaks

11 Eylül 2001’de New York’ta İkiz Kuleler’e saldırı meydana geldi. Wikileaks ise çok daha daha sonra Assange aracılığıyla koordine edilen Amerikan kriptoları sızıntısıdır.
Bu iki birbiriyle alakalı değil benzeri duran durum, medya tarihinde çok mühim dönüm noktaları olarak hatırlanacak ileride.
Bu iki olayda basının verdiği reaksiyonlar ve daha daha sonra kendine rejim verme teşebbüsleri, bu sabah dijital medya karşısında gazetelerin ne türlü dayanacağına da ışık tutuyor.
11 Eylül saldırısı erken saatlerinde olduğunda tüm ilde karışıklık ve anarşi yaşanmaya başladı. İnternetten, gsm telefonlarından, toplumsal basından pekçok bilgi ve bilgi akmaya başladı. Gerçek olanın yanında tamamıyla asılsız ve uydurma meydana iştirak eden haberler de vardı.
Herkes bir birşeyler öğrenmeye çalışıyordu. Anında her biri hem bir basın mensubu hem bir de okuyucu oluvermişti. Ortada çok bilgi vardı, ama tüm bunları toparlayıp anlaşılabilir duruma getirecek yetki ortada yoktu. İşte o noktada bir dev canlandı ve New York Times’ın gazetecilik hiyerarşisi devreye girdi. Okumaya devam et

Türklerin tutum bozuklukları üzerine


Türklerin tutum bozuklukları üzerine

HER işte meydana geldiği benzeri tatil gerçekleştirmenin da bir etiği vardır.
Yurtiçinde tatil yapmakla yurtdışındaki tatilin etikleri farklıdır. İkisinde de çeşitli “doğru davranış” normları koltuk alıyor.
Buna siyaseten doğruculuk (political correctness) benzeri “tatilde gerçek davranmanın kuralları” ismini da verebiliriz. Tatil etiği kavramını da böylelikle açmış oldum.
Son vakitlerde gözlemlediğim Türklerde kritik bir tutum bozukluğu tırmanışta. Bu sorun bilhassa tatillerde meydana çıkıyor.
Yurtiçi tatillere bakarak bu tutum bozukluklarının boyutunu anlamanız olası değil. Zira toplanmış şekilde birlikte bulunulduğunda bozuklukların boyutu göze çarpmayabiliyor. Herkeste benzer sorun olduğundan herkese her birşey normal gelebiliyor. Okumaya devam et

23 yaşında 3 milyar doları reddetti

23 yaşında 3 milyar doları reddetti

YENİ basın ortamı, gazeteciliğin altın çağını başlattığı benzeri vizyon sahibi olanlara, riziko alabilenlere ve yaratıcı düşünebilenlere de kocaman paralar kazanma imkânı getirdi.
Bu yeryüzünde son zamanlarda her biri, “23 yaşında bir vizyonerin 3 milyar dolar nakit ücret önerisini reddetmesini” konuşuyor.
Snapchat isimli bir uygulama var. Bunun Için, “SMS mesajlaşmasının geleceği olacak” tecrübe ediyor. Gençler aralarında bir sürü fenomen meydana gelen bu uygulamada sevk edilen mesaj ve fotoğraf bir zaman ardından kendisini siliyor. Kısacası, iletilerinin başkaları aracılığıyla pek görülmesini istemeyenler bu “snapchat”i bir sürü seviyorlar natürel olarak.
Bu çeşit yepyeni fikirleri hiç kaçırmadan bünyesine katan Facebook, snapchat’in sahibi ve CEO’su gence tam tamına 3 milyar dolar nakit teklif etmiş. Okumaya devam et

Martin Scorsese

Martin Scorsese

NEW York’un Little İtaly kısmında doğup büyümüş ve o semtin kültürünü içselleştirmiş meydana gelen Martin Scorsese, bütün zamanların en güzel yönetmeni benim düşünceme yönelik.
Her filmini takip ettim, bugüne civarı bir tanesinde dahi falso yaptığını, bir kez olsun berbat idare gösterdiğini görmedim. Yaptığı her işte konu her halükarda mükemmeli buldu.
Ele aldığı konu neyse filminin dilini de ona yönelik ayarlıyor. Bu, üstünde belli bir süre düşünürseniz son derece pratik değil bir iş. Mafya tiplerini ele aldığında filmin ritmi bir gangsterin dünya tarzı ritminde oluyor. Aşkı anlatırsa aşkın kendine has ritmini, nüanslarını filminin her anında görüyorsunuz. Bu harika beceriyi son “Para Avcısı”filminde gördüm Okumaya devam et

Sürü öncüsü Şems

Sürü öncüsü Şems

KENDİME özel sebeplerle sevmekte olduğum, doğduğum ülkeyle içsel bağlarımı elimde olmayan sebeplerle koparmak zorunda kaldığımı bu köşede yazmıştım. Bu nedenle çoğalış Ülkemiz ve bıktıran gelişmeleri ile ilgili yazmama kararı aldığım benzeri Ülkemiz’yle ilgili ucundan olsa dahi hiçbir konuya girmeyecektim. Bu Sabah bir kural dişi yapacağım. Zira yazacağım konu hakkında olarak pekçok insanın dert yandığını farklılık ettim. Yaşadıklarımı anlattığımda her biri, “Bize de destekçi ol”demeye başladı.
Dolayısıyla herkesle bir tek konuşmak mahaline bir kez “on the record” yazayım, talep eden buradan kendine uyan hareketi çıkarsın dedim.
Bugün sizlere Şemseddin Şayan isimli bir adamı tanıtacağım. Başlığımı ise onun yaptığı TV programından aldım. National Geographic Wild kanalında yayınlanan ve belli bir etraf aralarında bir sürü fenomen meydana gelen “Cesar to the Rescue” Okumaya devam et

IŞİD’e karşın kim savaşacak

IŞİD’e karşın kim savaşacak

AMERİKA asla anlamadığı ve anlamasının da olası meydana gelmediği bölgemize, hiçbir taktiği meydana gelmediği takdirde müdahale etmeye hazırlanıyor.
Durum böyleyken, yapılmış olan bir müdahalenin sonunun hiç sıkı olmayacağı belliyken, Abd yeniden de önü alınamayacak bir aşama başlatma hükmünde görülüyor.
Yönetimin her seviyesinde Ülkemiz’den yakıntı var. Ankara’nın IŞİD’e karşın koalisyonda ne türlü koltuk alacağını net meydana koymamasını yönetim, “ideolojik yön tutma” olarak yorumlama eğilimde, şayet Washington’da kimse, “Biz Türklere net bir strateji, bir amaç koyabildik mi de onlardan bizzat kendilerini bağlayacak hükümler vermesini bekliyoruz?” sualini sormuyor.
Washington’da Türk hükümetini, IŞİD’e sempatiyle bakar benzeri konumlandırmaya personel bir lobi, bir grup da var. Ve şu andaki belirsizlik sürdükçe bunların ellerinin güçlenmesi olasılığı de kocaman. Okumaya devam et

Dijital âlem bilançosu

Dijital âlem bilançosu

Dünyamız bir sürü çabuk değişiyor, bunu biliyor ve hissediyoruz, ama bu gerçeği bir de raporlara dönüşmüş takdirde rastlamak, insanı yaşamda yepyeni fırsatların olabileceğine inandırabiliyor.
Bugün bu âlemin bir takım büyükleri ile ilgili son vaziyet analizlerini vereceğim size. Elbette hiçbir birşey bu raporların tümünün okunmasının yerini tutamaz, ama yeniden de bu özetler size bir düşünce verecektir inşallah. İlk öncesinde tümünün okumalarından ardından dikkatimi çeken partner bir noktaya uyarı çekmeliyim.
Hemen hepsi bir sürü güzel bir sene geçirmiş. Gelirleri son derece yüksek oranlarda çoğalmış, ama bununla birlikte giderleri de bir sürü çabuk çoğalmış. Gördüğüm kadarıyla FACEBOOK, YAHOO, GOOGLE bir sonraki senelerde inşa etmeye hazırlandıkları kocaman atılımlar amaçlı yatırımlara şimdiden başlamışlar ve bu da masraflarını bir sürü artırmış. Okumaya devam et

Verizon’un AOL stratejisi

Verizon’un AOL stratejisi

HAFTA başından itibaren New York ve Washington’un mühim basın kuruluşlarının dijital bölümlerinde en çok konuşulan konu, Verizon’un, 4 milyar 400 milyon dolara American Online şirketini satın almasıydı.
Bazı konuları konuşmak amaçlı iki ilde de 24 saat içerisinde bu bölümlerdeki arkadaşlarla toplantılarım vardı. Bu yüzden bu gelişim bizzat şahit olduğum bir şeydi. Başka Bir Deyişle bu yazıma canlılık katmak amaçlı söylediğim bir laf değil.
Peki, 200 milyar dolara yaklaşan piyasa değeri yer alan Verizon’un, bizzat amaçlı fazla yük getirmeyecek bir paraya AOL’u satın alması, ne sebeple bu civarı mühim bir konu haline gelmişti? Okumaya devam et

Yaşadığımız karışıklık üst kısmına aforizmalar

Yaşadığımız karışıklık üst kısmına aforizmalar

Türkiye’nin sınırlarında, bilhassa güneydoğu hududunda huzur, sakinlik olması olası değildir. Zira bu kısıtlar evrensel kuvvet merkezleri aracılığıyla ilerde sıkıntı yaratsın, rahatsızlık çıkarsın diye sehpa en başında çizilmişlerdir.
tarihindeki Sykes-Picot anlaşması, Birinci Hayat Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarının yine bölüşülmesi ve bu topraklardan yeni devletler yaratılması amaçlı İngilizler ve Fransızlar içinde inşa edilmiş bir anlaşmadır. Bilhassa paktın İngiliz tarafı, bu hudutları, ilerde yeni Türkiye’nin ve alanda sehpa en başında yeni yaratılan devletlerin başına bir bir sürü kez sorun olması, iç karışıklıklar yaratması ve rahatsızlık getirmesi için çizmiş ve düzenlemişlerdir. Bu aşamada yaratılan devletlerden biri de Suriye’ydi. Suriye örneği anlaşmayı hazır hale getiren tarafların ilerisi amaçlı öngördükleri Okumaya devam et