ÖTE YAKA


ÖTE YAKA

3 sene öncesinde söylediğinde uyarı çekmeyen, şayet bu sabah her kesimden insanın hayranlıkla dinlediği “Minnet Eylemem” ve “Şu Zalimin Ettiği İşler”türkülerindeki süper yorumuyla Ahmet Arslan…
Kazım Koyuncu’dan ardından Karadeniz’i coşturup dalgalandıran “Lodos”u ile Selçuk Balcı…
Sokağın yüreğiyle, “Sen sevdanın özü, düşlerin gözü, yarının sözü”diyen Koray Avcı…
Orta Anadolu’nun sesi ve tezenesi ile ruhu İsmail Altunsaray…
Cazın sıkı yorumcusu Ece Göksu veya trompetin soluğu İmer Demirer…
“Olmazsan Olmaz” veya “Bahsetmem Lazım”ile Güliz Ayla; “Güneşin Kız Kardeşi”Gökçe Kılınçer; “Canım Sevgilim”Cihan Kuvvetli veya “Yangın Var… Aşka Gel”diyen Aydilge… Okumaya devam et

Homeopatik dozla çözüm

Homeopatik dozla çözüm

Tıptaki karşılığı, “Benzer, gibi iyileştirir” manasına geliyor.
Eğer bir hastalığınız mevzubahis ise “ona ne sebeple olandan elde edilenle problemi çözmenin” bir sürü ek olarak pratik olacağı ilkesine dayanıyor.
Yaşamdan örneklenirse; yılan ısırmasının yarattığı ölümcül tesir, yeniden yılanın zehrinden ele geçirilen serumla iyileştirilir.
Sıtma ya da malaryayı iyileştiren ilaç da rahatsızlığı taşıyan sivrisineği oluşturan durgun suda çürümüş nebatlardan üretilmiş serumdur.
Aynı biçimde sıtmaya ne sebeple meydana gelen kına ağacı, kabuğu kaynatılıp içilmesi şeklinde rahatsızlığı yok eder.
Aşırı soğukta donmuş bir uzuv, buz ile ovulduğunda kangrene sokak açmadan iyileşir. Okumaya devam et

Ya N.Ç. birisiyle evlenmiş olsaydı

Ya N.Ç. birisiyle evlenmiş olsaydı

Meselenin bu noktaya varacağı geliş şeklinden belliydi.
Bundan sonrasının ne türlü şekilleneceğine ise Parlamento Evrensel Heyeti’nda milletvekillerinin yüreği hüküm verecek.
Çünkü geçen gün hem bir devlet, hem bir de AK Parti’den iştirak eden bilgilendirmeler, cinsel hata ve istismara ilişkili olarak son dk düzenlemesinde değişim yapılmayacağı yönündeydi.
AK Parti Grubu da geçen gün CUMHURIYET HALK PARTISI’yi arayarak varsa bir teklifleri bunu da müzakereye hazırlıklı olduklarını bildirdi.
CHP duruşundan geriye hamle atmadı ve AK Parti’den teklifini geriye çekmesini talep etti, MILLIYETÇI HAREKET PARTISI de önergeden rahatsızlığını ifade etti.
Şu noktanın altını çizmem gerekir ki… Okumaya devam et

Tüketicideki maneviyat artışı neyin nesi

Tüketicideki maneviyat artışı neyin nesi

Yeni yılla beraber öyle anlaşılıyor ki tüketici de makas değiştirdi. Ne pkk, ne doların artışı, ne de Anayasa değişikliğinin Meclis’te onay edilmesi tüketici güvenini bozmaya yetmedi. Üstelik yepyeni senede tüketici güveni arttı dahi. TÜİK’in izah ettiği ocakta ayı Tüketici Itimat Endeksi 3.5 nokta artışla 66.9 seviyesine çıktı. Aralık ayı içinde endeks yüzde 8 azalmışken ya da kötüleşmişken, ocakta ayı içinde yüzde 5.6 seviyesinde iyileşti.
Endekse yönelik ev vatandaşının parasal hali aralık ayına yönelik ocakta daha sıkı. Evrensel uygun fiyat durum talepleri iyileşti. Benzer biçimde işsiz sayısı talepleri de 65.4’ten 68.9’a çıktı.
Eh bu biçimde bir vaziyette birey tüketir, gelecekten çekinmez, cesaretlenir, borç ve yükümlülük altına girer. Sözgelimi araba satın alım olasılığı aralıkta yüzde 9.4 azalmadan ocakta yüzde 5.3 artışa döndü. Elbette durum yalnızca temenni olarak kalacak kadar. Okumaya devam et

Turizmde daha kötüsü olmayacak gibi

Turizmde daha kötüsü olmayacak gibi

Turizm bir sektör haline geleli beri 2016 benzeri berbat bir yıl yaşamadı. Iştirak Eden yabancı gezgin sayısı 10.9 milyon birey azalarak 36.2 milyondan 25.4 milyona indi. Bir senelik azalma yüzde 30. Turizm gelirleri de 31.5 milyar dolardan 22.1 milyar dolara indi. Rakamsal 9.4 milyar dolar değerinde yüzde 29.7’lik azalma ilk defa yaşandı.
Sektörün içinde bulunduğu bu çöküşte Rusya’nın ambargosu, Avrupalıların güvenlik endişesiyle gelmemesi gösterişli oluyor.
2017’ye girerken bir pkk vakası yaşadık ama ilk çeyreği tamamlarken turistik bağlamda huzursuzluk ortaya getirecek seviyede bir birşey olmadı. Izah Eden ocakta ve şubat ayı turizm istatistikleri sektördeki daralmanın halen sürdüğünü gösteriyor. İlk iki ayda yüzde 8.1’lik azalma ortaya geldi. Iştirak Eden yabancı gezgin sayısı tahmini 220 bin birey daha azaldı. Okumaya devam et

ÖZAL DA SAVUNUYORDU

ÖZAL DA SAVUNUYORDU

Bunlardan biri de Turgut Özal dönemidir. Sebep Başbakanlığında, gerekse Cumhurbaşkanlığı çağındaki tecrübelerinden hareketle Özal’ın başkanlık sistemini şiddetle desteklediği arşivlerde kayıtlıdır. Rahmetli Mehmet Ali Birand’la bu konu üst kısmına yaptığı bir mülakatta diyor ki Özal: “Başkanlık sistemi diyorum ben… Elbette Fransa benzeri değil, daha bir sürü Amerika’ya yakın. Sebebini şu şekilde analiz ediyorum: Bakanların benim kanaatime göre, bizim tecrübemize göre meclis dışından olması gerekli. Zira 6 yıllık meclis hayatımda şunu gördüm: Bakanlar ile milletvekilleri arasına sürekli sorunlar giriyor. Zira bakanın da tercih endişesi vardır, milletvekilinin de tercih endişesi vardır. Benzer yerde veya benzer grupta olmadıkları halde birbirlerine ters hareketler yapıyorlar ve dejenerasyon başlıyor!” Okumaya devam et

Bürokrasi bunaltıyor

Bürokrasi bunaltıyor

MÜSİAD, kurulduğu sene, işletmelerin karşılaştığı bürokratik sıkıntıları araştıran bir rapor yayınlamıştı. Aradan 25 sene geçtikten ardından, benzer konuda bir rapor ek olarak yayınladı. Bu iki raporun mukayesesi kamu yönetiminin ve bilhassa bürokrasinin “karnesi” olmuş.
25 sene öncesinde, iş dünyası sırayla mevzuat, finansal dayanak ve teşvik sisteminin yetersizliği, formalitelerin çokluğu benzeri meselelerden yakıntı etmişti.
Son rapor ise görevli zihniyetinin, merkeziyetçi uygulamaların ve bürokratik formalitelerin vatandaşın yaşamını mühim oranda zorlaştırdığını gösteriyor.
Geçen zaman içerisinde, iş dünyasının hem bir beynelmilel hem bir de milli etraf koşullarında mühim farklılıklar oluyor. Bilhassa son 15 senede, ülkemizin politik, yönetimsel ve uygun fiyat yapısını geliştirmek için yüklü gayret sarf edildi. Bu zaman içerisinde, iş dünyasını yakından ilgilendiren mevduat ortamının iyileştirilmesi ve Okumaya devam et

ŞEMDİNLİ OLAYININ HAKIKAT YÜZÜ


ŞEMDİNLİ OLAYININ HAKIKAT YÜZÜ

Gerçeğin yüzü aydınlıktır; itiraf, Şemdinli davasını tüm çıplaklığıyla ortaya çıkardı: “Sonradan Yargıtay azasi meydana gelen İlhan Taş, o zaman Van’da 3. Zor Hüküm Mahkemesi Başkanı’ydı. Şemdinli’deki olayla alakalı araştırma bana verildikten ardından beni yönlendirmeye başladı. Savcılık Başkanı İlhan Taş’nın isteği üst kısmına ‘Şemdinli vakaları amaçlı kurulan Meclis’teki denetim komisyonuna ifade verici Diyarbakırlı, bir erkek çocuğu TERÖR aracılığıyla öldürülen, bir erkek çocuğu da intihar süsü verilerek can veren Mehmet Ali Altındağ’ın ifadelerini’ araştırma evrakı içerisine aldım. İlhan Taş, Yaşar Büyükanıt’ın askeri bir darbe yapacağını, bunun engellenmesinin bir sürü mühim meydana geldiğini belirtti. Şemdinli’deki vakanın içerisine bilhassa Yaşar Büyükanıt’ı katmamı istiyordu. KOM Müdürü Mustafa Uçkan’ın getirdiği bilgilerle iddianameyi yazmaya başladım. Sunulan haber ve dokümanların hukuksal bölümünü ben yazdım. Bir flash bellekle Mustafa Uçkan iddianamede sözlü olmayan verileri bana getirdi. Getirdiği verileri iddianameye kopyalayıp yapıştırdım. Savcılık başkanı iddia belgesi taslağını hazırladıktan ardından rastlamak talep etti. Ben de kendisine taslağı verdim. İlhan Taş, bu kroki üst kısmına Okumaya devam et

ŞAM’A TERK Mİ

ŞAM’A TERK Mİ

PYD bunun için karşın taktiğe yöneldi.
Münbiç Askeri Meclisi, “Münbiç’in batısındaki güçleri ile Ülkemiz destekli ÖSO aralarında yer alan köylerin Rus yetkililerle yapılmış olan müzakerenin sonrasında Suriye hükümet güçlerine devredildiğini”bilgisini verdi.
Bu alanda yepyeni bir durum…
Şöyle ki…
PYD, bir zamandır etrafını sardığı Rakka’ya tek başına girip hâkimiyet sahasını hepten genişletmek istiyor; o sebeple Ülkemiz’nin ameliyatta bulunmasını arzu etmiyor.
ABD ve ortak yönetim güçlerini, Rakka’dan çekilmesi şeklinde sıkıntıya gireceği ile ilgili üstü örtülü uyarıyor.
Şurası açık ki AMERIKA BIRLEŞIK DEVLETLERI’nin alanda yer alan güçleri de bu konuyla alakalı PYD istikametinde davranış ediyor; ona savunma imkanı sunan her çeşitli tutumu sergiliyor.
Türkiye ise bu stratejileri gördüğü için PYD’yi Rakka’dan uzaklaştırmanın yöntemini arıyor; bunun için hedefine Münbiç’i almış bulunuyor. Okumaya devam et

Cumhuriyet’in müessesesel krizi


Cumhuriyet’in müessesesel krizi

Cumhuriyet’in kurucusu sayılan kurum başka bir deyişle Türk Ordu’i Cumhuriyet’in yepyeni seneye bizzat içerisine infilak ederek giriyor. Kurum dağınık, bölünmüş, gerçeklerden kopuk, demokratik haklar dışına kaymış, en üst komutanın ya müessesenine hakim olamadığı ya da alenen kamuoyunu yanılttığı bir imaj sergiliyor.
“İrticayla Uğraş Eylem Planı”nın varlığının çoğalış ispatlanmış olması şüphesiz Ordu’i rahatlıkla atlatamayacağı bir sorun içerisine sokmuştur. Bu biçimde ön tasarıya çıkan kriz Cumhuriyet’in politik, yönetimsel yapılanması ve ideolojik donanımı tarafından da bir eşiğin geçilmesinin simgesidir.
Bu anlamda vesikanın aslının meydana çıkmasının zamanlaması önemsiz değilse dahi tali bir sorundur. Ülkedeki kuvvetli iktidar kavgasının parçası meydana gelen bu yönlendirmelere halkoyu çoğalış hayret etmemektedir. Çünkü asıl hayret Okumaya devam et